|
Proje Bitiş Tarihi : 07.1997
Veri Tabanı: Proje
Kolibasillozlu tavuklardan izole edilerek serotiplendirilmiş 3 farklı serotipteki stok E.coli suşlan (Ol, 02 ve 078) aşı hazırlanmasında antijen kaynağı olarak kullanıldı. Suşlar Blood Ağar Base'de üretilip 3 kez PBS ile yıkanıp, her birinden eşit miktarlarda ve son konsantrasyon 6x109 bakteri / ml olacak şekilde ayarlanıp, %0.3'lük formalin ile inaktive edildikten sonra 1 kısım aşı materyali 1 kısım mineral yağlı adjuvant ile karıştırılarak trivalan E.coli aşısı (TECA) olarak kullanıldı. TECA, boyundan derialtı yolla civcivlere 0.2 mi, piliç ve tavuklara 0.5 ml enjekte edildi. Yağlı adjuvantlı inaktif Newcastle aşısı ile TECA aşı antijeni (3 serotipten oluşan 1 kısım aşı materyali) eşit miktarlarda çift enjektör ile kombine edilerek Kombine Aşı hazırlandı. E.coli Ol, O2 ve O78 serotiplerinden ayrı ayrı hazırlanan aşı materyalleri tavşanlara enjekte edilerek antiserumlar hazırlandı. Bu hiperimmun antiserumlarla en yüksek titrede aglutinasyon verecek şekilde her serotipten ayn ayrı somatik antijenlerden ibaret senim aglutinasyon antijenleri (SAA) hazırlandı. Bu antijenlerle ölçümlerde en yüksek titre olarak 1/640 titreli tavşan antiserumlan kontrol testlerde kullanıldı. Çalışmaya içerisinde 1/8 erkek civciv bulunan toplam 350 adet damızlık yumurtacı tip civciv ile başlanıldı. Civcivler için uygun besleme, aşılama (Newcastle ve Gumboro) ve bakım şartlan sağlanmaya çalışıldı. Civcivler 15 günlük yaşta iken l grup (40 civcivlik) oluşturularak trivalan E.coli aşısı ile aşılandılar. Diğerleri kontrol grubu olarak tutuldular. Bu aşılama ile birlikte her 15 günlük dönemde aşı ve kontrol gruplarındaki ( 6-8' er) hayvanlardan kan alınarak serumları çıkarıldı ve mikro serum aglutinasyon testi (mSAT) ile her serotip yönünden ayn ayn titreleri ölçüldü. Titrelerin ölçümünde serumun 1/5, 1/10, 1/20,..........,1/320 sulandırmalan yapılarak, çıkan sonuçlar normal sayılara çevrildi (örneğin 1/201, 1/402,1/803 gibi) ve Geometrik Ortalamaları (GE) alınarak değerlendirildi. Yüksek titreli antikorlar yönünden Ol için 1.5 ayda, O2 için l ayda ve O78 için l ayda ulaşılırken, bu sürelerden sonraki dönemlerde titrelerde düşüş ve yine Ter aylık dönemler sonrasında ortalama aynı titrelere çıkışla karşılaşıldı. Aşılı gruptaki civcivlerden kan alındıktan sonra, yansına 2. kez aşı uygulandı. Bu uygulamayı takiben O1, O2 ve O78 serotiplerinde belirgin seviyede yükseliş görüldü. Onsekizinci haftada ise aşı uygulanmamış tavuklardan 2 grup oluşturularak birine TECA, diğerine kombine aşı uygulandı. Kalan tavuklar kontrol grubu olarak tutuldu. Aynı aralıklarla kan alınarak serumlardaki antikor litreleri ölçüldü. Yumurtlama döneminde TECA grubuna 1.-8. örneklemelerde GO titre sırasıyla; 01 serotipi için 3.6, 3.3, 1.9, 2.0, 1.0, 1.0 ve 1.3, O2 serotipi için 4.2,4.3, 3.5, 3.2, 3.2, 2.4, 2.1 ve 1.0, ve O78 serotipi için 4.8, 4.2, 2.8, 3.3, 2.9, 2.8, 2.1 ve 1.5 olarak bulundu. Kombine aşı grubunda ise 1.-8. örneklemelerde GO titre sırasıyla; 01 serotipi için 2.9, 1.9, 1.5, 1.7
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 04.1993
Veri Tabanı: Proje
Hepatit B yuzey antijeni (HBsAg) taşıyıcılığının ülkemiz gebelerindeki sıklığını ve HBsAg pozitif annelerden doğan çocuklarda perinatal bulaşma yüzdesini saptamak, bir yaşına kadar izlenen çocuklarda enfeksiyonu alma zamanını belirlemek hepatit B aşısı(HBVac) ve hepatit B hiperimmunglobulin (HBIg) 'nin koruyuculuk oranını araştırmak amacıyla doğumdan önceki 12 saat icinde 2749 sağlıklı gebede HBsAg pozitifliği arandı. HBsAg pozitif bulunan annelerin, HBsAg negatif bulunan bebeklerinden birinci grubuna postnatal 48 saat içinde 5 \mu g plasma-kaynaklı HBVac uygulandı ve aşı ikinci, altıncı ve onikinci aylarda tekrarlandı. İkinci grubuna doğumda aşı ile birlikte tek doz olarak 200 ID HBIG yapıldı. Her iki gruptaki bebeklerde üçüncü, altıncı ve onikinci aylarda HBV enfeksiyonunun serolojik markerları çalışılarak, bu iki-yöntemin etkinliği araştırıldı. Aktif veya pasif immunoproflaksi alamayan üçüncü gruptaki bebekler ise bir yaşına kadar aynı şekilde izlenerek, kontrol grubunu oluşturdular. Ayrıca HBsAg negatif annelserden doğan ve immunoprof laksi yapılmayan çocuklarda üçüncü, altıncı ve onikinci aylarda HBsAg, anti-HBs ve anti-HBc çalışıldı. HBV enfeksiyonunun serolojik marker'larının değerlendirilmesinde ELISA yontemi kullanıldı. 2749 gebe kadından 100'ünde (% 3,64) HBsAg pozitif bulundu. 47 HBsAg pozitif annenin üçünde (% 6.4) HBeAg de pozitifti. Hem HBsAg, hem de HBeAg pozitif olan üç annenin bebeklerinden ikisinde (% 66.7) üçüncü ayda HBsAg positif idi. Duğumda HBsAg pozitif bulunan çocuk yoktu. HBsAg pozitif anneden doğan ve yalnız aşı uygulanan 33 çocuğun altıncı ayda ikisinde (biri yalancı pozitiflik olarak değerlendirildi) , onikinci ayda 29 çocuğun birinde (ayni vakada) HBsAg pozitif oldu. Anti-HBs pozitifliği altıncı ve onikinci aylarda sırasıyla % 61.7 ve % 86.3 bulundu (p 0.05), Aşı ile birlikte HBIg uygulanan 42 çocuğun altıncı ayda ve 39 çocugun onikinci aydaki kontrolunda, hiç birinde HBsAg pozitif değildi. Anti-HBs pozitiflikleri ise yalnız aşı uygulanan gruptakine yakın oranda idi. Hiç bir immünoproflaksi alamayan üçüncü gruptaki 12 vakanın üçüncü aydaki, 20 vakanın altıncı aydaki ve 14 vakanın onikinci aydaki kontrolunde aynı üç vakanın HBsAg pozitif olduğu görüldü. Bu grupta anti-HBs pozitifliği altıncı ayda vakaların hiç birinde bulunmazken, onikinci ayda bir vakada saptandi. HBsAg negatif anneden doğaan va doğumda immunoproflaksi yapılmayan bebeklerden 130'unun üçüncü ayda, 66'sının altıncı ayda ve 23'ünün onikinci aydaki HBsAg'leri negatifti. Anti-HBs ve anti—HBc IgG pozitiflikleri , anneden geçen pasif antikorları gösterecek şekilde onikinci ayda sıfıra indi.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 01.2017
Veri Tabanı: Proje
Aşıların hedefe yönelik etkinliğini artırmak amacıyla yeni adjuvan-adjuvan sistemleriningeliştirilmesi üzerine yapılan çalışmalar son yıllarda ivme kazanmıştır. WHO çatısı altındayeni adjuvanların keşfi adına iş ağları oluşturulmuştur. Yeni adjuvanların geliştirilmesikapsamında projemizde Astragalus trojanus’tan izole edilmiş Astragaloside VII (AST-VII)molekülünün mevsimsel grip virüsü üzerindeki adjuvan etkileri araştırılmıştır.QS-21, Quillaja saponaria’dan izole edilerek saflaştırılmış saponin bazlı bir moleküldür.Th1 sitokinlerini (IL-2, IFN-γ), IL-β1, IgG alt gruplarını ve sitotoksik T hücre yanıtını stimüleetmesiyle aşı sektöründe yaygın olarak kullanılan Alum’a alternatif olarak kullanılmaktadır.QS-21 ve QS-21 içeren adjuvan sistemlerini içeren aşıların preklinik ve klinik çalışmalarıdevam etmektedir. QS-21 gibi saponin bazlı bir adjuvan adayı olan AST-VII TürkiyeAstragalus türlerinden Astragalus trojanus’tan izole edilmiştir. Makrofaj aktivasyonu veenflamatuvar sitokinlerin ekspresyonu yönünden yapılan çalışmalarda AST-VII %139.6’lıkIL-2 indüksiyonu nedeniyle ilgi uyandırmış ve grubumuz tarafından AST-VII’nin adjuvan veimmünomodülatör etkileri in vivo çalışmalarla doğrulama yoluna gidilmiştir (TUBITAKProje No: 109T637; Proje No:7130545; TÜBİTAK Proje No: 1139B411402292). Farklımodel antijenlerin kullanıldığı (BSA, Clostridial toxoid aşıları, Newcastle virüsü) fareçalışmalarında AST-VII’nin adjuvan olarak kullanıldığı gruplarda Th1 yanıt oluşumunuindüklediği ve kontrol grubuna göre özellikle IL-2, IFN-γ ve IgG, IgG1, IgG2b antikor altgruplarını ve splinosit proliferasyonunu stimüle ettiği gösterilmiştir.Projemizde inaktif H3N2 aşı-adjuvan kombinasyonları oluşturulmuş ve farelereintramuskular olarak aşılama yapılmıştır. 28. günden sonra deneme sonlandırılarak kanve dalak örnekleri alınmıştır. ELISA yöntemiyle serum IL-2, IFN-γ, IL-4, IL-17 sitokin veH3N2 spesifik antikor düzeyleri belirlenmiştir. Ayrıca spelinosit proliferasyonu,hemaglutinasyon-inhibisyon testleri ve embriyolu yumurtada nötralizasyon testleriyapılmıştır. Hazırlanan aşı-adjuvan kombinasyonları splenosit proliferasyonunu kontrolgrubuna göre artırsa da sadece QS-21 (10 µg/ml) adjuvanıyla oluşturulan formülasyoninaktif H3N2’ye göre istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur. ELISA sonuçlarına göre IFN-γ,IL-4, IL-17A sitokin düzeyleri QS-21 (10 µg/ml – IFN-ɣ), AST-VII (75 µg/ml – IFN-ɣ), ASTVII(10 µg/ml – IL-17A) fare gruplarında kontrol grubuna göre artış göstermiştir. AST-VII(75 µg - IL-4), QS-21 (10 µg - IL-17A), AST-VII (25 ve 75 µg/ml - IL-17A) fare gruplarındada istatiksel olarak anlamlı düzeyde yanıt oluşumunu stimüle edildiği tespit edilmiştir (p 0.05). QS-21 (10 µg/ml) uygulaması IgG1(p0.001) ve IgG2a (p0.01) antikorlarınınüretimini anlamlı olarak indüklerken Alum ve AST-VII formülasyon gruplarında toplam IgGdüzeyinde düşüş görülmüştür. Nötralizasyon testlerinde aşı-adjuvan kombinasyonlarıkoruyuculuk sağlamakla birlikte en etkin korumayı HI titresi 1/256 olan QS-21 (10 µg
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 09.2017
Veri Tabanı: Proje
Tavuk infeksiyöz anemi (chicken infectious anemia-CIA) hastalığı özellikle civcivlerde, lenfoidatrofi, aplastik anemi ile karakterize Tavuk anemi virüsü (chicken anemia virus-CAV)?nünneden olduğu immunosupresif bir hastalıktır. CAV birçok ülkede çeşitli yöntemlerletanımlanmış ve moleküler karakterizasyonu yapılmıştır.Bu araştırmada, Türkiye??nin 7 farklı bölgesindeki broiler sürülerinden CAV DNA izolasyonuve yeni nesil dizilime yöntemiyle CAV DNA?larının tüm genom molekülerkarakterizasyonunun belirlenmesi amaçlandı.Her kümesi temsil eden timüs doku havuzundan yapılan PCR çalışmaları sonucunda, toplam70 broiler kümesinden 37(%53)?sinde CAV DNA varlığı belirlendi. Bu 37 izolattan, 17 örnekve 2 aşı CAV DNA izolatı yeni nesil dizileme (NGS) yöntemi (Illumina MiSeq) ile dizilendi.Yapılan filogenetik çalışmalar sonucunda 17 adet CAV DNA?sının tüm genom dizisibelirlendi. Buna göre 17 CAV DNA izolatının kendi içerisinde benzerliğinin %99 oranındaolduğu saptandı. Ayrıca NCBI ?da bildirilen 130 adet CAV izolatı (aşı suşları dahil) ve GyV3?GyV4 referans genomları ile kıyaslandığında % 99 oranında Çin (Erişim No: KU645522DQ124935 KU641015) ve Tayvan (Erişim No: KJ728819, KJ728820) izolatlarına benzediği,aşı suşlarına (Cux-1, 26P4 ve Del Ros) benzerlik oranın yaklaşık % 97-98 oranında,insanlardan izole edilen GyV3 ve GyV4? e ise % 88-%90 oranında benzerlik gösterdiğisaptandı. Ayrıca pozitif kontrol olarak kullanılan aşı suşlarından elde edilen tüm genomdizilerinin (Cux-1, 26P4), NCBI?da bildirilen Cux-1 ve 26P4 suşlarının tüm genomlarıyla da% 99 benzerlik gösterdiği saptandı.Sonuç olarak Türkiye?nin 7 bölgesinde görülen CAV suşlarının filogenetik ağaçta aynı gruptayer aldığı, Tayvan ve Çin?de rapor edilen suşlara aşı suşlarından daha çok benzerlikgösterdiği saptandı. Ayrıca insanlarda görülen GyV3 ve GyV4 ile filogenetik ağaçta aynıgrupta yer almadığı belirlendi.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 09.1996
Veri Tabanı: Proje
Bu projenin amacı Ankara Şap Enstitüsü'nün aşı suşu olan O Manisa 1969'a karşı monoklonal antikorların karakterizasyonu ve saha suşlarının antijenik farklılıklarının belirlenmesidir. Bu amaçla 17 adet monoklonal antikor kullanılmıştır. Burada Ig varlığını belirlemek amacı ile sandviç ELISA,O /Man/1969 virüs susunun 146S ve 12S partiküllerine karşı aktivitelerini belirlemek amacı ile indirekt ELISA, virüsün kapsid proteinlerine karşı reaksiyonu belirlemek amacı ile "Western Immunoblotting" nötralizasyon özelliğini belirlemek amacı ile in vitro ve in vivo nötralizasyon testleri ve fare koruma testleri uygulanmıştır. Anadolu'nun çeşitli illerinden temin edilen 20 adet O tipi sap virüsü suşunun aşı suşu ile karşılaştırılması trapping ELISA ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçta l Mab'in nötralizan özellikte olduğu,9 Mab'ın VP1 yapısal proteine karşı reaksiyon verdiği ve 13 saha virüs suşunun 0_1 Man69 aşı susuna yakın 7 sinin ise söz konusu aşı virüsü ile bazı epitopları paylaşmadığı belirlenmiştir.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 03.2004
Veri Tabanı: Proje
Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu akut ve kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri gibi çok sayıda hastalığa neden olmaktadır. Akut ve kronik viral hepatit tüm dünyada milyonlarca insanı etkilemektedir, bu nedenle insanlarda görülen enfeksiyon hastalıklarının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünyada 2 milyar insanın HBV ile enfekte olduğu ve bunların arasında da 500 milyon kronik taşıyıcı olduğu tahmin edilmektedir. Viral hepatitin önlenmesinde en ucuz tıbbi yaklaşım aşılamadır ve HBV'ne karşı aşı geliştirilmesinde son on yılda önemli gelişmeler sağlanmıştır. Günümüzde ticari olarak satılan ve en yaygın olarak kullanılan HBV aşıları, mayalarda ve memeli hücre kültüründe rekombinant DNA teknolojisi ile üretilmiş rekombinant aşılardır. Özellikle son yıllarda HBV aşısı geliştirilmesi çalışmalarında alternatif yaklaşımlardan birisi de anti-idiotipik monoklonal antikorların kullanılmasıdır. Anti-idiotipik antikorlar HBV nin antijenik epitop dizisini taklit eden moleküllerdir, bu nedenle anti-idiotipik antikorlar da aşı yapımında antijen olarak kullanılmaktadır. Rekombinant DNA teknikleri oldukça uzun süren ve pahalı altyapı gerektiren tekniklerdir. Bu projedeki amacımız GMBAE - Hibridoma Laboratuvarında daha önceki proje çalışmalarında HB virüsüne karşı geliştirmiş olduğumuz monoklonal antikorları kullanarak anti-idiotipik antikorlar elde edilmiş ve ticari aşılarla karşılaştırmalı olarak aşı çalışmalarındaki etkinliğini gösterilmiştir.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 08.1993
Veri Tabanı: Proje
Incelenen 139 atık koyun fetusunun 21'inden (%15.1) ve abortus gözlenen 81 odağın 15'inden (%18.5) Campylobacter türleri izole edildi. İzole edilen 21 suşun %66.7'si C.fetus subsp.fetus, %28.6'si C.jejuni ve %4.7'si C.coli olarak identifiye edildi. Suşların poliakrilamid jel elektroforetik protein profilleri karşılaştırıldı ve kompüter yardımlı numerik analiz ile gruplandirildi. Kros-aglütinasyon ve serum bakterisidal testleri ile türiçi ve türlerarası antijenik ilişkiler saptandiktan sonra C.fetus subsp.fetus K2 ve C.jejuni AF5 aşı suşlari olarak seçildi. A1OH adjuvanli monovalan ve bivalan aşılar hazirlandi ve aşı etkinlikleri gebe kobay modelinde incelendi. Deneysel monovalan aşılar kobayları homolog suşlarla eprüvasyona karşı korurken, heterolog suşlara karşı korumadı. C.fetus subsp.fetus K2 ve C.jejuni AF5 suşlarını içeren bivalan aşı kobaylari homolog ve heterolog suşlarla infeksiyona karşı %91-100 oranında korudu. Sonuçlar protein elektroforezinin suşlari tiplendirmek için güvenilir bir metod ve gebe kobayların Campylobacter aşılarının etkinliğini incelemek için uygun bir model oldugunu gosterdi. Ayrıca, Türkiye'de koyun kampylobacteriozisine karşı multivalan aşıların kullamlmasi gerektigi anlaşılmıştır.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 09.1999
Veri Tabanı: Proje
Bu proje, poli-(2-N-piroletilvinileter) yalıtkan polimerine tek uçtan takılı pirol fonksiyonel grupları üzerinden elektrokimyasal yöntemler uygulanarak PTSA ve TBATFB'ın dopant olarak kullanılması ile iletken poli-(2-N-piroletilvinileter)'e takili piroller üzerinden iletken ,poli-(2-N-piroletilvinileter)/polipirol aşı kopolimerleşmesinin sağlanmasını' ve elde edilen ürünlerin yapısal, termal ve iletkenlik özelliklerinin saptanmasını kapsamaktadır. Yapısal ve termal analizler için piroliz kütle spektroskop! tekniği kullanılmıştır. Sonuçları sağlıklı değerlendirebilmek için PTSA ve TBATFB'ın dopant olarak kullanıldığı polipirol örnekleri elektrokimyasal ve termal olarak sentezlenmiş ve bu polipirol örneklerinin yanında poli-(2-N-piroletilvinileter)'nin ve poli-(2-N-piroletilvinileter) ve PTSA'nın dopant olarak kullanıldığı polipirolün mekanik karışımının piroliz kütle analizleri ayrıca çalışılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda dopantla iletken polimer ve aşı kopolimerleri arasında kuvvetli bir etkileşme olduğu, piroliz sırasında dopanttın buharlaşmadan bozunduğu, özellikle PTSA'nın dopant olarak kullanıldığı polipirol ve poli-(2-N-piroletilvinileter)/polipirol aşı kopolimerinde ağsı yapının arttığı, ve poli-(2-N-piroletilvinileter)/polipirol aşı kopolimerinin elektrokimyasal sentezi sırasında poli-(2-N-piroletilvinileter)'de bulunan tepkimeye girmemiş klorun koptuğunu ve aşı kopolimeri ile etkileştiği yorumu yapılabilir.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 03.1981
Veri Tabanı: Proje
Hitchner (F_1) aşı suşu ile 12.ve 28.günde burun-göz ve roakin aşı suşu ile 45,gün ve 6.ayda intramasküler yolla aşılanan beyaz leghorn tavuklardan 45 günlük iken ve sonra belli aralarda kan örnekleri alındı.Tavukların bireysel Hİ titreleri ve 20-30 tavuklu grupşarda Hİ titre ortalaması saptandı.En yüksek bireysel Hİ titresi 2log 13 bulundu. 10 aylık aşılı tavuk grubunda Hİ titre ortalaması 2 log 8.0 hesaplandı.Tavukların Hİ titreleri ile eprüveye dirençleri karşılaştırıldı.Eprüvelerde 10.000 PLD 50/0.2 ml.virulent virus intramasküler enjekte edildi.Hİ titreleri 2 log 6 olan aşılı tavuklar eprüveye dayandılar.Elde edilen spnuçlar Hitchner (B_1) ve Roakin aşı suşları ile yapılan aşı programının yumurta tavuklarında yeterli bağışıklık oluşturduğunu gösterdi.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 05.2018
Veri Tabanı: Proje
Poliolefinler otomotiv, şişe, konteynır ve hortum gibi özel uygulama alanlarında en çokkullanılan polimerler olarak bilinir. Bu polimerler arasında polipropilen çok geniş çaplıendustriyel kullanım alanı olması, duşuk fiyatlı olması, mekanik özelliklerinin iyiliği, kolayişlenebilirliği ve rahatça geri dönuşturulmesinden dolayı en önemli poliolefindir. Klorlanmışpolipropilen (PP-Cl) polipropilenin klorlanarak modifiye edilmiş urunudur ve polipropilenegöre daha fazla polar özellik göstermektedir. Çıt-çıt kimyası konseptinin keşfedilmesindensonra yuksek verimli ve ılıman koşullarda polimer modifikasyonunun gerçekleştirilmesi kolayhale gelmiştir. Diğer çıt-çıt kimyası reaksiyonları ile karşılaştırıldığında Huisgen tipi bakır(I)katalizörlu siklokatılma çıt-çıt tepkimesi ile polimerlerin modifikasyonu çok genel, stabil vebasittir.Bu projede PP-Cl’ nin klor fonksiyonları azit gruplarıyla yer değiştirilmiştir (PP-N3). Bir sonrakibasamakta Çıt-çıt kimyasına uygun alkin fonksiyonlu poli(etilen glikol) ve poli(Ɛ-kaprolakton)daha önce literaturde iyi bilinen tepkimeler kullanılarak hazırlanmıştır (PEG-Alkin, PCL-Alkin).Daha sonra bağımsız olarak bakır(I) katalizörluğunde PP-N3 ile alkin fonksiyonlu polimerlertepkimeye sokularak aşı kopolimerler sentezlenmiştir (PP-aşı-PEG ve PP-aşı-PCL).Projenin diğer aşamasında ise yapısında kuaternize amin içeren alkin bileşiği (QAS-Alkin) yada aşırı flor grubu içeren alkin gruplarının (F-Al) polimere eklenmesi denenmiştir. Böylelikleantibakteriyel ve farklı su tutma kapasitesine sahip polipropilen malzemeler hazırlanmıştır(PP-QAS ve PP-F).Proje esnasında elde edilen öncu polimerler ve nihai polimerlerin yapıları FT-IR ve 1H-NMRspektroskopisi yöntemiyle aydınlatılmıştır. Polimerlerin termal özellikleri differansiyel taramalıkalorimetre (DSC) ile karakterize edilmiştir. Ayrıca aşı kopolimer oluşumu jel geçirgenlikkromatografisi (GPC) yöntemiyle doğrulanmıştır. Islanabilirlik özellikleri su temas temas açısı(WCA) ölçumu, antibakteriyel özellikler ise agar difuzyon metodu (ADM) ile saptanmıştır.Taramalı electron mikroskobu (SEM) elde edilen malzemelerin yuzey özelliklerinin incelemekiçin kullanılmıştır. SEM içerisinde bulunan enerji dağıtıcı dedektör (EDS) ile materyallerinkimyasal kompozisyonu saptanmıştır.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 01.2018
Veri Tabanı: Proje
Çiftlik hayvanlarının saglıklı yetistirilmesinde en etkili, pratik ve ekonomik uygulamaasılamadır. Ülkemiz Veteriner ası pazar payı yaklasık olarak 250 milyon TL'dir. Ancak ası veası ham maddeleri yönü ile büyük oranda dısa bagımlıdır.Dünya rezervlerinin % 72'sine sahip oldugumuz Bor'un; bitki, insan ve hayvanlarda pek çokfonksiyon üzerinde olumlu etkileri belirlenmistir. Ancak, Bor bilesiklerinin, asılarda adjuvanetkinliklerinin belirlenmesine yönelik herhangi bir çalısmaya rastlanmamıstır. Bu amaçla buprojede fare modelinde, Veteriner Hekimlikte yaygın kullanılan adjuvanlar ile Bor'un potansiyeladjuvan etkisi karsılastırılmıstır.Projede öncelikle ası antijeni ve challenge susu olarak kullanılacak Staphylococcus aureusizolatları belirlenmistir. Bu amaçla, mastitisli sütlerden izole edile 80 S. aureus?un, virülens vepatojenite ile iliskili fenotipik ve genotipik özellikleri belirlenmistir. Seçilen ası antijen ile, Borikasit (BA), Alüminyum hidroksit (Al(OH)3), Montanide-ISA 50 (ISA-50), Montanide-ISA 206(ISA-206) ve ISA-50BA, ISA-206BA adjuvanlı asılar hazırlanmıstır. Challenge susunun,çalısmada kullanılan 6-8 haftalık Balb-C fareler için LD50 dozu belirlenmistir. Olusturulanchallenge ve seropotens gruplarındaki fareler asılanarak, challenga karsı koruma, challengebakterisinin iç organlardan temizlenme oranı, iç organlardaki ve ası uygulama yerindekihistopatolojik degisklikler, immun yanıt ve yangı reaksiyonları karsılastırmalı olarakdegerlendirilmistir.Challenge susunun LD50 dozu 2,5x108 bakteri olarak belirlenmistir. Challenge sonrası nisbihayatta kalma yüzdesi kontrol grubunda %50, ISA-206 grubunda %75, diger gruplarda ise%100 olarak gözlenmistir. BA?in, ISA-50 ve IS-206 adjuvanlara baglı gelisen lokal yangısalreaksiyonları azalttıgı belirlendi. BA ası grubunda, challenge sonrası iç organlardaki bakteriyükü ALOH ası grubu ile yakın olarak tespit edilidi. BA adjuvanlı ası ile asılanan farelerdekontrollerden daha yüksek (P küçük 0.05) ve ALOH?e yakın düzeyde anti-S. aureus antikorolustugu belirlendi. Sonuç olarak BA?in inaktif asılarda adjuvan potansiyelinin oldugu ancakhedef hayvan çalısmalarına ihtiyaç duyuldugu düsünüldü.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 01.2000
Veri Tabanı: Proje
Bu proje, EUREKA adına TÜBiTAK'ın desteği ile 1993-1997 yılları arasında yürütülmüştür. Projenin, Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü'nde yürütülen bölümünde, 10 yerli üzüm çeşidine (Bozcaada Çavuşu, Emir, Hafızali, Kalecik karası, Narince, Razakı, Sultani Çekirdeksiz, Uslu, Yapıncak, Yuvarlak Çekirdeksiz) ait 13 klon ve 3 fert GFLV, GLRV-C, ArMV ve GFkV virüslerinin antiserumları ile testlenmiştir. Tüm klon ve fertlerin en az bir, çoğunun ise üç yada daha fazla hastalık etmeni ile bulaşık olduğu anlaşılmıştır. Virüslerle bulaşık tüm klon ve fertler, termoterapi meristem kültürü kombinasyon tekniği ile arındırmaya tabi tutulmuştur. Arındırmadan çıkan bitkiler, GFLV, ArMV, GFkV'ün yanısıra GVA ve GLRV 1,2,3,5,7'ye ait ELISA anti serumları ile yeniden testlenmişlerdir. 1994-1997 yıllarında yürütülençalışmaların sonucunda, Bozcaada Çavuşu'nun 110 ve 161, Razakı'nın 31, Yapıncak'in 132 ve Yuvarlak Çekirdeksiz'in 5 no'lu klordan ile Narince'nin iki, Emir'in bir ferdine ait temiz bitkiler elde edilerek, hidroponik kültürde hızlı çoğaltmanın ardından SUNFİDAN A.Ş'nin Salihli işletmesindeki "Kaynak parsel"e aktarılmıştır. Diğer klon ve fertlerin arındırma çalışmaları, aynı kuruluşta sürdürülmektedir. Projenin, Ankara Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bahçe Bitkileri Bölümü'nde yürütülen kısmında ise, üzerinde çalışılan 10 üzüm çeşidi ile 6 asma anacı (5 BB, SO4, 1103 P, 110 R, 41 B, Fercal) arasındaki uyuşma düzeyleri; aşı materyalinin anatomik yapılarının incelenmesi, aşılı asma fidanlarında kaynaşma oram ile in vitro koşullarda boğum arası parçaları ve kallus dokularının kaynaşma düzeyleri, yine in vitro mikroaşılarda tutma oranının incelendiği çalışmalarla belirlenmiştir. Bunun yanısıra, PAGE elektroforez tekniği kullanılarak üzüm çeşitleri ve anaçlara ait izoenzim band desenleri de çıkarılmıştır. Aşılı fidanlarda morfolojik olarak değerlendirilen aşı yerinde kaynaşma oranı % 92.5 (Yuvarlak Çekirdeksiz/1103 P ve Fercal)-% 48.8 (Emir/SO4) arasında değişmiştir. Çeşitlere ait ortalama kaynaşma değerleri % 88.8 (Yuvarlak Çekirdeksiz) ile % 66.5 (Razakı); anaçlara ait değerler ise %77.9 (110 R) ile %71.4 (Fercal) arasında değişmiştir. Vinifera çeşitleri ile anaçların bir yaşlı dal dokuları anatomik olarak farklı bulunmamıştır. Bu nedenle, Euvitis alt cinsi içindeki asma aşılarında yetersiz kaynaşmaya neden olan anatomik gelişmelerin, aşı yerinde kambiyal aktivitenin kurulmasındaki yetersizlikden kaynaklandığı kanısına varılmıştır. In vitro mikroaşılama çalışmalarında en yüksek aşı tutma oranları Bozcaada Çavuşu (%36) ile Kalecik karası ve Yapıncak (%32), en düşük değerler ise Razakı ve Hafızali (%16) çeşitlerinde; boğum arası parçalarının kaynaşma düzeyleri itibariyle en yüksek değerler Yapıncak/SO4 (%95), Uslu/5 BB-110 R (%90); en düşük değer Razakı/Fercal (%55) kombinasyonlarında; kallus dokularınn kaynaşma düzeyleri itibariyle ise en yüksek tam kaynaşma değerleri Uslu/5 BB ve Yapıncak/ SO 4 (%36); kombinasyonlarında saptanmıştır. Biyokimyasal
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 02.2018
Veri Tabanı: Proje
Bu çalışmada, ülkemiz su kabağı genetik kaynaklarından seçilmiş olan 150 su kabağıgenotipi 10 dS/m tuz stresine karşı testlenmiştir. Toplam taze ağılık bakımından karpuzçeşitlerinden ve ticari su kabağı anaçlarından daha iyi sonuç veren genotip sayısısırasıyla 121 ve 57olurken, 3 genotip Ferro anacından daha iyi sonuç vermiştir. Toplamkuru ağırlık bakımından ise 99 genotip karpuz çeşitlerinden, 121 genotip su kabağıanaçlarından ve bir genotip Ferro’dan daha iyi sonuç verirken, taze ve kuru ağırlıkaçısından RS841’den daha iyi sonuç veren genotip bulunmamıştır.Tolerant (5) ve duyarlı (5) olarak seçilen genotiplerde yapılan çalışmada, tuz stresinebağlı olarak bitki organlarındaki Na ve Cl - içeriklerinin arttığı ve artışın kökte ve gövdededaha fazla olduğu görülmüştür. Gövdenin Na ve Cl - içerikleri yaprak ve köklerden dahayüksek bulunmuştur. Tuz stresi altında yaprak oransal su içeriği, oransal iyon sızıntısı vemalondialdehit miktarı ile bitkisel gelişim arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüştür.Stres koşulları altında prolin, gilisnbetain ve enzim aktivitelerinde önemli artışlargörülmüştür.Su kültüründe yapılan çalışmada tuz stresinden kaynaklı biyokütledeki azalma aşılıbitkilerde daha az olmuştur. Aşılı bitkilerin yaprak alanı (%4-83), taze (%4-99) ve kuru(54-169) ağırlıkları aşısızlardan daha yüksek olmuştur. Yaprak alanı ve yeşil aksamtaze/kuru ağırlığı bakımından en yüksek değerler 70-07 üzerine aşılı bitkilerdenalınmıştır. Bitkilerin köklerindeki Na konsantrasyonu yapraklardan daha yüksekbulunmuş, yüksek biyokütleye oluşturan aşı kombinasyonlarının Na içeriği daha düşükbulunmuştur. Tuz stresi koşulları altında yaprakların prolin ve glisinbetain içerikleri ileSOD, CAT, APX ve GR aktivitelerinde anaçlara bağlı önemli artışlar tespit edilmiş fakattolerans seviyesi ile anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.Aşılı bitkilerde erkek ve dişi çiçekler sırası ile 5 ile 4-8 gün daha erken açmışlardır. Tuzstresi ile birlikte SPAD ve fotosentez miktarının azaldığı ve bu azalmanın stresinilerleyen zamanlarında daha belirgin olduğu görülmüştür. Tuz stresi altında, C.T./42-09,C.T./45-07 ve C.T./47-02 aşı kombinasyonları dışındakiler %10 ile %92 daha fazlagövdeyaprak taze ağırlığı ve yerel genotiplerden 35-01, 42-05, 56-01, 70-04 ve 70-07üzerine aşılı olan bitkiler kontrol bitkilerinden daha yüksek (%22-88) gövdeyaprak kuruağırlığına sahip olmuştur. Tuz stresi ile birlikte meyve ağırlığı azalmış ve en küçükmeyveler aşısız kontrol bitkilerinden hasat dilmiştir. Tuz stresi altında en ince kabuklumeyveler kontrol bitkilerinden alınmıştır. Meyve eti sertliği 8.3-12 N arasında değişmiştir.SÇKM anaçlara bağlı olarak değişmiş (11.1-12.3) ve bütün uygulamalar karpuz içintüketilebilir sınırlar içinde SÇKM değerlerine sahip olmuşlardır. En düşük skala değeri(7.2) C.T./RS841 kombinasyonunda tespit edilirken, diğer aşı uygulamaları 7.9 ile 8.3arasında değerler almışlardır. Bütün aşılı uygulamaları kontrol koşuları ve tuz stresialtında kontrol bitkilerinden daha
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 05.1981
Veri Tabanı: Proje
Liyofilize koyun çiçek aşısının etkinliğini, situmvlasyon indeksi ile ölçerek, değerlendirme yaptığımız bu çalışmayı üç grup şeklinde düzenledik. Bu gruplar; aşılı koyunlar, aşılı-patojen viruslu koyunlar ve kontrol koyunları şeklindedir. 1 nci grupta aşı öncesi ortalama situmvlasyon indeksi (si): 45, l3,6, aşılama sonrası ortalama si : 65,9 4,0 ve patojen virüs sonrası ortalama si 72,82,8 bulduk. Aşı lama öncesi ile sonrası arasındaki fark : 20,80,88 olup t23,636 ve P,0.01 düzeyinde önemli olmaktadır. Aşılama sonrası ile patojen virüs sonrası arasındaki fark : 6,92,39 olup, t 2, 887 ve anlama lıdır.(P,0. 05). 2 nci grupta aşı öncesi ortalama situmulasyon indeksi (si); 46,06,4- aşılama sonrası ortalara si 85,6 11,0, aradaki fark : 39,6 18, 6, olup t2,129 ve P,0,05 düzeyin de önemli olmaktadır. 3 ncü kontrol grupta, ilk çalışmanın ortalama situmulasyon indeksi (si) 51,0 5,4- sonçalışma ortalama si 55,33,: olup aradaki fark : 4,3 3,97,t l,083 ve anlamsızdır.(P)0.05) liyofilize koyun çiçeği aşısı altı ayda ; l nci grup koyunlarin sitümülesyon indeksinde, % 82 lik bir artışı, 2 nci grup koyunların si. de % 80'lik bir artışı ve 3 ncü grup koyunların si.de % 8'lik artış oluşturmaktadır. 3 ncü grup, kontrol koyunlarındaki %8'lik artış önemsiz olurken, l nci ve 2 nci grupta ki artışlar aşının etkinliği yönünden çok önemli olmakta ve bu koyunları enfeksiyona karşı koruyacak güçtedir.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 08.2003
Veri Tabanı: Proje
Bu çalışmada, Siirt antepfıstığı (Pistacia vera L.) çeşidinin in vitro mikro çoğaltılmasında kullanılmak üzere, ürün veren ağaçlardan alınan eksplanîlarm rejenerasyonu için bir mikro aşılama metodu geliştirildi. Eksplantlardan sürgün proliferasyonunu başlatmak için eksplant tipi ve pozisyonu, sitokirıin tipi ve konsantrasyonu ile besi ortamının etkileri araştırıldı. Budanmış ağaçlardan, köke en yakın, kısımdaki yeni apikal sürgünlerden alınan eksplantlarm, 1 mg l{-1} BA, 100 mg l{-1} kazein hidrolizat, 30 g/1 sukroz ve 8 g/1 ağar içeren 1/1 kuvvetindeki MS besi ortamında rejenerasyona en iyi cevap verdiği tespit edildi. , Mikro aşılama çalışmalarında, İn vitro ortamda çimlenmiş zigotik embriyolardan elde edilen bitkicikler anaç olarak kullanıldı. Aşılama metodu, mikro çeliğin büyüklüğü, çelik ve sürgün uçlarının alınma zamanı ile kültür ortamının mikro aşılamaya etkisi gibi değişkenler test edildi. Ayrıca, yeniden aşılama (ikinci mikro aşılama) ve rejenere olan sürgünlerin köklenmeye etkisi de araştırıldı . Çalışmamız, antepfıstığmın en kolay ve başarılı in vitro mikro aşılama metodunun, dar meristemli yarma mikro aşı olduğunu gösterdi. En yüksek mikro aşı başarısı, %56.85 tutma oranı ile 2-4 mm uzunluğundaki mikro çeliklerden elde edildi. Rejenere olmuş sürgün uçlarından alınan çeliklerin uzunluğunun 4 ile 6 mm (%89.25) arasında olduğu ve yaşayan sürgün ucu oranının, sürgünlerin ağaçtan alınma, zamanlarıyla doğrudan ilişkisi bulunduğu tespit edildi. Doğrudan kullanılan sürgün uçlarına göre in vitro destekli sürgün uçlarında daha iyi bir mikro çelik gelişimi görüldü. Mikro aşılar, köklenme ortamında kültüre alındığı zaman, zayıf bir aksiller sürgün gelişimi ve yavaş bir gelişme görüldü. Ayrıca, yarma aşı ile elde edilen sürgünlerin IBA destekli MS besi ortamında in vitrö köklenmesi de sağlandı. İn vitro mikro aşılanmış bitkicikler ya da in vitro kökleııdirilen fıdeciklerin in vivo koşullara adaptasyonunun, sıcaklık ve ışığın kontrol edilebildiği bir büyüme odasında kolayca gerçekleştiği belirlendi.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 04.2001
Veri Tabanı: Proje
Karabük-Yenice ormanlarında lokal bir yayılış gösteren ve Camiyanı Karaçamı olarak bilinen bu yetişme muhiti ırkı yıllardır menfi seleksiyona uğraması nedeniyle Orman Genel İtüdürlüğü tarafindan "Gen Ormanı" olarak koruma altına alınmıştır. Odunu meşe kadar değerlidir. Ancak, bu ormanlar oldukça yaşlıdır ve aynı özellikleri gösterecek şekilde hızla ıslah edilmesi gerekmektedir. Bu araştırmada hem Camiyanı karaçamının geniş özodunu yapısının oluşum sebebini, bu oluşumun odunun teknolojik özelliklerine etkisini ve diğer karaçamlarla anatomik ve fiziksel farklılıklarını araştırmak hem de Camiyanı karaçamı meşcerelerinin genetik yapılarını vejetatif olarak garanti altına almak için yapılacak çalışmaların sonuçlarının ne olacağını aşı, çelik ve doku kültürü yöntemlerini kullanarak önceden tespit etmek amaçlanmıştır. Üretim çalışmalarında; çelik ve doku kültürü ile üretimin mümkün olmadığı, aşı ile üretimin ise olumlu sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Anatomik ve fiziksel özelliklerin incelendiği çalışmalarda; Camiyanı karaçamının geniş öz odunu oluşumunun anatomik ve fiziksel özelliklere dayalı olmadığı tespit edilmiştir.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 03.1975
Veri Tabanı: Proje
Ektimaya karşı yeni bir attenüe aşı elde etmek için potojenik ektima virüsü dana böbrek hücre kültürlerinde seri pasajlarla attenüe edildi ve hassas kuzular üzerinde immünite denemeleri yapıldı. Virüsün dana böbrek hücre kültürlerinde 28 inci pasajda iyi attenüe olduğu tesbit edildi ve skarifikasyon yoluyla yapılan aşılamalarda dermal reaksiyon husule geldi. Aşılı koyunların eprüvelerinde ektimaya karşı 6 ay muafiyet verdi ve virüs mayiinin 10{-3.5} dilüsyonunun bir dozunda en az l PD50 ihtiva etmektedir. Virüsün daha yüksek pasajları çok az immünite verdi. Liyofilizasyon esnasında virüs mayiîne eşit miktarlarda lactalbumin hydrolysate ve sucrose ilâve ederek titrelerdeki düşüklük azaltıldı. Liyofilize virüs 4 \circ C ve -20 \circ C de muhafazalarında aylarca titrelerinde çok az veya hiç bir düşüklük görülmedi. Liyofilize aşı sahada 1/100 nisbetinde distile su ile sulandırılarak kullanıldı. Bu sulandırılan aşının 4 \circ C de 3 gün ve 22 \circ C de 3 saat içerisinde titrelerinde bir düşüklük görülmedi.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 10.2017
Veri Tabanı: Proje
Sıtma, Plasmodium parazitinin neden olduğu ve her yıl yarım milyon insanın ölümüne neden olan vektör temelli bir hastalıktır. Parazitin fertilizasyonunda rol oynayan Pfs48/45, “transmission-blocking” (TB) aşı gelişimi için en önemli adaylardan biridir. Öte yandan, Pfs48/45 aşısı geliştirilmesi, doğal formdaki rekombinant proteinin yüksek miktarlardaki üretimindeki yetersizlikten ötürü gerçekleşmemiştir. Bitki ekspresyon sistemleri yüksek ekspresyon kapasitesine sahiptirler ve rekombinant proteinlerin güvenli, hızlı ve ucuz bir şekilde üretimini sağlayabilirler. Öte yandan normalden fazla N-glikozillenme eğilimi nedeniyle, bu sistem Pfs48/45 gibi N-bağlı glikanları taşımayan proteinlerin üretimi için uygun olmayabilir. Pfs48/45 proteini, ökaryotik sistemlerde eksprese edilmesi durumunda glikozillenebilecek olası yedi adet N-bağlı glikozillenme bölgesine sahiptir. Bu bölgelerin glikozillenmesi Pfs48/45 proteininin önemli epitoplarının maskelenmesine ya da proteinin hatalı katlanmasına neden olabilir. Tam uzunluktaki Pfs48/45 proteini bitkide eksprese edilmiş ancank TB aktivitesi çok düşük olmuştur, 50%. Rekombinant Pfs48/45 proteininin bu düşük TB aktivitesi glikozillenmeden kaynaklanabilir. Bu sorunun cevabı bulmak için, bakteriyel PNGaz F ve Endo H enzimlerinin in vivo olarak bitkilerde hedef proteinlerle beraber eksprese edilmeleri suretiyle enzimatik deglikozilasyonu sağlayan ve böylece Nglikozillenmemiş rekombinant protein üretimini gerçekleştiren bir strateji geliştirdim. Bu projede in vivo deglikozilasyon teknolojisi glikozillenmemiş Pfs48/45 sıtma antijeninin bitki ekspresyon sistemlerinde üretilmesi için başarıyla uygulanmıştır. Bu çalışmada, bir dizi Pfs48/45 antijen varyantının bitki sisteminde dizaynını, ekspresyonunu ve saflaştırmasını gerçekleştirdik. Ayrıca en iyi üç antijen adayını da hayvan immunojenesite çalışmaları ve SMFA analizleri için seçtik. Glikozillenmiş formların aksine, Endo H ya da PNGase F ile bitkide in vivo deglikozillenmiş Pfs48/45 ve Pfs48/45-10 varyantlarının monoklonal Pfs48/45 antikoru ile tanındığını gösterdik. Serum örneklerinde hedef antikorları tespit etmek için ELISA gerçekleştirdik. Serum analizleri, bu deglikozillenmiş Pfs48/45-10C proteinler ile immunize edilmiş farelerin glikozillenmiş Pfs48/45-10C formlarına nazaran daha spesifik antikor ürettiğini göstermiştir. Bu sonuçlarımıza göre, bu çalışmada geliştirilen Pfs48/45 temelli sıtma antijenleri, yüksek TB aktivitesine sahip sıtma aşı adaylarının geliştirilmesine olanak sağlayacaktır.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 04.1976
Veri Tabanı: Proje
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunca desteklenmiş olan bu araştırmamız 1973 - 1976 yılları içerisinde gerçekleştirilmiştir. l- Yurdumuzun değişik bölgelerinde koyun sürüleri arasında çıkan enfeksiyöz tabiattaki yavru atma vakalarından temin edilen 206 adet fetüs marazi maddesinden yapılan bakteriyolojik ekimler sonunda 31 vibrio suşu izole edilmiştir. a)Ayırımı yapılan bu 31 Yibrio suşunun Vibrio-fetüs Serotip:OI grubuna ait oldukları deneysel olarak kanıtlanmıştır. b)Yine bu vibrio suşlarının tümünün gebe koyunlar için patojen oldukları isbatlanmıştıre 2-Yurdun değişik yörelerinden yavru atan ana koyunlardan temin edilen 106.3 kan serumu scrolojik (olarak komplement-fixasyon testiyle işlenmiş olup bunlardan 468 inin vibriosis yönünden reaktör oldukları saptanmıştır. a) Muayeneye tabi tutulan bu serumlarda Vibrio-fctüs serotip:OI e karşı teşekkül etmiş sposfik- antikorların varlığı tesbit edilmiştir. 3-Yerli vibrio fetus suşlarından iki çeşit alüminyum hidroksitli aşı hazırlanmıştır; a)Alüminyumhidroksitli canlı b)Alüminyumhidroksitli formolle inaktiv vibrio aşısı. Deneme sonunda canlı aşıdan koyunlarda %100 ve inaktiv aşıdan ise %91,7 oranda bir bağışıklık elde edilmiştir. 5- Koyunlarda aşılardan ötürü herhangibir komplikasyon görülmemiştir. 6-Her i k aşı ile 420 koyun üzerinde şaha tatbikatı yapılmış olup tüm aşılılar normal doğum yapmışlar ve aşılardan.ötürü hiçbir komplikasyona rastlanmamıştır.
|
|
Proje Bitiş Tarihi : 08.2016
Veri Tabanı: Proje
Radyasyon başlatıcılı aşı kopolimerizasyonu, kimyasal, mekanik veya termal olarak kararlı çeşitli baz polimerin modifiye edilmesine ve istenen fonksiyonel grupların yapıya katılmasına olanak sağlar. Basit bir ifadeyle, baz polimere radyasyonla, uygun bir başka polimerin aşılanması, ana polimer yapısının aşı polimer ilavesi ile seyrelmesidir. Bu şekilde iki farklı özellikteki polimerin birleştirilmesi ve her ikisinin de istenilen özelliklerinden yararlanılması mümkün olmaktadır. Aşılamaların, geleneksel yöntemler yerine molekül ağırlığı kontrolü ve dar molekül ağırlığı dağılımı elde edilmesine imkan sağlayan Tersinir Katılma-Ayrılma Zincir Aktarım (RAFT) polimerizasyonu ile yürütülmesi, geleneksel serbest radikal polimerizasyonuna göre yapıya daha üstün özelliklerin kazandırılmasını sağlar. Bunun temel nedeni RAFT polimerizasyonu ile sağlanan aşılanma kontrolü ve homojenliğidir. RAFT polimerizasyonu ile elde edilen üstün aşılanma özellikleri, bu özelliklere dair nano boyutta bilgi verebilecek başlıca tekniklerden olan AFM (Atomic Force Microscopy / Atomik Kuvvet Mikroskobu) yöntemi ile incelenmek istendiğinde, pratikte kimi zorluklarla karşılaşılmaktadır; çünkü aşılamada kullanılan baz polimerlerin yüzeyleri, aşılama öncesinde nano hatta mikro boyutta heterojenlik ve pürüzlülük içermektedir. Ayrıca, özellikle yüzey pürüzlülüğü çok fazla olan örneklerle çalışıldığında AFM nanoiğne uçlarının kırılması/tahribi gibi ekonomik güçlükler doğuran sorunlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu proje kapsamında, laboratuvarlarımızda bulunan VEECO marka AFM cihazı, Nanoscope V moduna yükseltilmiş ve AFM cihazının PeakForce TappingTM (PFT) ve ScanAsystTM (SA) görüntüleme tekniklerini kapsayacak şekilde güncellenmesi gerçekleştirilmiştir. Böylece, çalışılması çoğu zaman zor hatta imkansız olan örneklerin (örneğin fiberli yapıların veya yüksek yüzey pürüzlülüğüne sahip örneklerin) AFM analizleri kolaylaşmış ve farklı birçok polimerin AFM görüntülemeleri otomasyona bağlı olarak, daha kısa sürede ve yüksek kalitede gerçekleştirilebilir hale gelmiştir. Ayrıca bu otomasyonla, kullanıcı hatalarından kaynaklı nanoiğne uçlarının gereksiz sarfiyatının önüne büyük ölçüde geçilebilmiştir. Proje süresi boyunca sadece bu proje kapsamında yürütülen çalışmalar için değil, laboratuvarımızda yürütülen tüm AFM görüntülemeleri için sadece bir kutu nanoiğne ucu fazlasıyla yeterli olmuştur. Bu sayede uzun vadede ekonomik bir geri kazanım sağlanmıştır.
|